Tiroid Kanseri

    Tiroid Kanseri Tedavisi Ankara

    Tiroid Kanseri, tiroid bezinde bulunan hücrelerin kansere dönüşmesi sonucunda oluşan bir kanser türüdür. Genel olarak, tiroid kanserleri boyunda bir kitle şeklinde ya da tiroid bezi içerisinde bir nodül olarak görülmektedir. Bir bezelye tanesinden bir ceviz büyüklüğüne kadar boyutlara sahip olabilen nodül, hücrelerin kümeleşip topluluklar oluşturmasıyla meydana gelmektedir. Doğru tanı konup bu tanı doğrultusunda tedavi uygulandığı takdirde tiroid kanseri, tedavi başarısı çok yüksek olan bir hastalıktır.

    Tiroid Kanserinin sebebi bilinmemekle beraber; genetik yatkınlık  önemli olabilir. Tiroid kanseri hemen her zaman bir nodül ortaya çıkar, ancak her nodül kanser değildir ve nodüllerin sadece %10 unda kanser görülür.

    Tiroid kanser sıklığı nedir, kimlerde görülür ve nasıl seyreder?

    Tiroid kanseri ülkemizde yetişkin kadınlarda meme kanserinden sonra en sık görülen 2. kanserdir, nadir de olsa erkeklerde de görülebilir. Her yıl ülkemizde yaklaşık 12 000-14 000 yeni tiroid kanseri hastası görülür. 20 li yaşlardan itibaren tiroid kanseri görülebilir.

    Tiroid kanserlerinin çoğunluğu  (%90-95) iyi diferansiye kanserlerdir ve bunlar çok iyi seyirlidir. İyi diferansiye kanserlerin (papiller k, foliküler k., hurthle hücreli k.) en sık görüleni papiller kanser de çok iyi seyirli bir hastalıktır. Özellikle genç bayan hastalarda iyi bir tedavi ile hastalıktan kurtulma oranı %95 in üstündedir.

    Çok nadir görülen bir tür olan anaplastik tiroid kanseri ise maalesef çok kötü seyirlidir.

    Tiroid Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

    Tiroid kanseri genellikle fazla belirti vermez, en sık boyunda şişliğe sebep olabilir. Bu şişlikler daha çok boyunda orta hatta ve aşağıda tiroid bezi lokalizasyonunda görülür. Bazen boyun yan taraflarında da lenf bezi sıçramasına bağlı şişlikler de görülebilir. Bu şekilde boyunda şişlik olarak ortaya çıkanların boyutu genellikle 3 cm yi geçmiş demektir. Boyutları küçük olanlar sadece iyi bir tiroid ultrasonografi incelemesiyle tespit edilebilir. Tiroid kanserlerine bağlı sistemik belirtiler çok nadir görülür. Lokal olarak kanser büyümüş ve çevre dokulara yapışmışsa (yemek borusu, nefes borusu); yutma güçlüğü ve nefes darlığı gibi şikayetler görülebilir.

    Tiroid kanserinde ailesel yatkınlık rol oynayabilir, bu nedenle ailesinde tiroid kanseri hikayesi olanların 30 lu yaşlardan sonra en azından 1 tane tiroid ultrasonografisi yaptırması yararlı olacaktır.

    Tiroid Kanseri Tanı Yöntemleri

    Tiroid kanserinin en güvenilir tanı yöntemi yüksek rezolüsyonlu tiroid ultrasonografisidir. Normal yetişkin insanların ve özellikle kadınların %50-60 ında nodül görülebilir. Bu nodüllerin % 90 ı iyi huyludur. Bu nedenle ultrasonografide şüpheli bulguları olanlara iğne biyopsisi yapmak gerekir. En önemli şüpheli bulgular nodül çevresinde sınır düzensizliği ve nodül içinde mikrokalsifikasyondur (iğne ucu şeklinde kalsiyum depozitleri). Nodülün boyutu ile kanser olması arasında bir ilişki yoktur, ancak1 cm den küçük olanlar kanser olsa bile çok iyi seyirli olduklarından, bazı klinikler de bunlara biyopsi dahi yapılmamaktadır. Ancak 1 cm den küçük nodüller ile ilgili yaklaşım klinikten kliniğe ve doktordan doktora değişebilir. Bu konuyu doktorunuzla ayrıntılı bir şekilde tartışın.

    Tirodi kanseri tanısında herhangi bir kan testinin yeri ve anlamı yoktur. Ancak tiroid fonksiyonlarını gösteren TSH, T3, T4 seviyelerinin çalışılması yararlı olacaktır. Tiroglobulin seviyesi yüksekliği ile tiroid kanseri tanısı arasında da bir ilişki yoktur.

    Tiroid sintigrafisinin de kanser tanısı konulmasında hiç bir yararı yoktur. Ancak TSH ı düşük yani tiroid bezi hızlı çalıştığı düşünülen hastalarda yapılabilir. Sintigrafide aktif/sıcak nodülün kanser olma ihtimali çok çok düşüktür.

    Ancak hem tiroglobulin ve antitiroglobulin değerleri hem de tiroid sintigrafisi; kanser ameliyatı sonrasında ki takiplerde önemli rol oynar.

    Tiroid kanseri tanısını kimler koyar?

    Tiroid kanseri tanısını çoğunlukla, ultrasonu ve biyopsiyi de kendileri yapan, deneyimli endokrinoloji uzmanları koyar. Bazen ultrason ve biyopsi radyoloji uzmanları da biyopsi yapabilirler. Biyopsi neticeleri sitoloji alanında ihtisaslaşmış patologlar tarafından değerlendirilir.

    Deneyimli sitologlar/patologlar ın yaptığı değerlendirmelerde doğru tanı koyma oranı çok yüksektir.

    Tiroid Kanseri tipleri nelerdir?

    Başlıca 4 tip kanser, tiroid bezinde görülmektedir. Bunlar; papiller tip, folliküler tip, medüller tip ve anaplastik tiptir.

    Papiller Tip, tiroid kanserlerinin yüzde 80’ini oluşturmaktadır. Genel olarak, bu tipteki kanserler 20 ila 50 yaş aralığında ortaya çıkmakta olup kadınlarda erkeklere kıyasla daha fazla görülmektedir. Bununla birlikte, nadir de olsa 14 yaşından küçük çocuklarda en fazla görülen tiroid kanseri tipi, papiller tiptir. Uzun yıllar boyunca – hatta bazen 30 yıl – hiç büyümeden boyut açısından 1 santimetrenin altında kalabilmektedirler. Bu nedenden ötürü, belirtiler bulunamayan bir konumda olabilmektedir.

    Daha çok 40 ila 60 yaş arası kadınlarda, Folliküler Tip görülmektedir. Folliküler tip, tiroid kanserlerinin yüzde 10’luk kısmını oluşturmakta olup tanısı en zor konan gruptur.

    Tiroid kanserlerinin yüzde beşini oluşturan Medüller Tip, genetik geçiş bulunan ailevi tipleri 1 ila 20 yaş arasında görülürken; ailevi olmayanlarda 40 yaşından sonra ve genel olarak lenf metastazı yaparak ortaya çıkmaktadır.

    Anaplastik Tipte görülen kanser, tiroid kanserlerinin yüzde 1-2’sini oluşturmaktadır. Anaplastik tip, genel olarak 60 yaş sonrası dönemde ve uzun yıllar boyunca tedavi görmemiş papiller ya da folliküler kanserlerin birden biyolojik davranışlarını değiştirip hızla büyümesi sonucunda meydana gelmektedir. Cerrahi uygulamalar, anaplastik tip için gerçekleştirilememektedir. Ancak, anaplastik tipe sahip olan hastanın rahatlaması adına boynuna, radyoterapi tedavisi yapılmaktadır.

    Tiroid kanserinin tedavi yöntemleri nelerdir ve kimler yapar?

    Tiroid kanserlerinin esas tedavisi cerrahidir ve ameliyatla tirodi bezi ile birlikte şüpheli/pozitifi lenf nodlarının çıkarılmasını içerir. Bu ameliyatları baş boyun kanserleri alanında ihtisaslaşmış KBB uzmanları veya yine tiroid cerrahisi konusunda uzmanlaşmış genel cerrahi uzmanları gerçekleştirir.

    Ameliyat sonrasında patoloji incelemeleri neticesine göre ek tedavi vermek gerekebilir. Tiroid kanserindeki ek tedavi radyoaktif iyot yani atom tedavisidir ve bu tedavi nükleer tıp uzmanlarınca uygulanır.

    Tirodi kanserlerinde radyoterapi yani ışın tedavisi veya kemoterapi uygulanması çok çok nadir durumlarda başvurulan yöntemlerdir.

    Sonuç olarak tiroid kanserli hastaların  hepsi ameliyat olur, bir kısmına gerekirse atom tedavisi de eklenir. Çok çok nadir olarak da  (%1-2) kemoterapi ve/veya ışın tedavisi uygulanabilir.

    Tiroid kanseri ameliyatı nasıl yapılır, riskleri nelerdir?

    Tiroid kanseri ameliyatı günümüzde oldukça küçük kesilerle yapılmaktadır ve yaklaşık 4-5 cm lik kesi yeterli olabilmektedir.

    Küçük ve tek taraflı kanserlerde lobektomi (yani o taraf tüm lobun çıkarılması), daha büyük veya iki taraflı olanlar da ise total tiroidektomi (tiroid bezinin tamamen çıkarılması) uygulanır. Bu yaklaşım konusunda tartışmalar bütün dünyada devam etmektedir, bazı klinikler de tek taralı 3 cm e kadar olan kanserler de bile sadece lobektomi uygulanmaktadır.

    Ameliyat sırasında dikkat edilmesi gereken en önemli yapılar ses teli sinirleri (sağlı ve sollu üst ve alt olmak üzere toplam 4 sinir) ve toplam 4 civarında olan kalsiyum bezleridir (paratiroid bezleri). Ameliyat sırasında sinir monitorizasyonu kullanılması ses teli sinirlerinin bulunması ve korunmasında yararlı olabilir. Yine kalsiyum bezlerinin kanlanmasını bozmadan korumak ta çok önemlidir.

    Gerek ses sinirleri gerekse kalsiyum bezlerinin korunmasında en önemli noktalar deneyim ve itinalı cerrahi tekniklerin uygulanmasıdır.

    Tiroid kanseri ameliyatlarında lenf bezleri temizlenmeli midir?

    Eğer ameliyattan önce lenf bezi sıçraması tespit edilmişse o bölgeye boyun diseksiyonu uygulayıp lenf bezlerinin temizlenmesi önemli ve gereklidir. Lenf bezlerinde ameliyat öncesinde herhangi bir büyüme veya sıçrama tespit edilmemişse bile gizli/küçük sıçramalar (metastaz) için orta hat bölgesinde lenf diseksiyonu uygulanabilir. Orta hat bölgesi (6. Lenf bezi seviyesi) tiroid bezi çevresinde orta hatta yerleşen ve kısmen göğüs boşluğuna doğru ilerleyen lenf bezleridir.

    Bu konu da bütün dünyada çok tartışmalıdır. Bazı ekoller olası metastazlar için orta hat lenf bezi diseksiyonunu uygularken, bazıları buna karşı çıkmakta küçük/gizli metastazlar mevcut olsa bile bu lenf nodlarına dokunmaya gerek olmadığını savunurlar. Çünkü orta hat diseksiyonu özellikle kalsiyum bezlerini olumsuz etkileyebilir ve komplikasyonlara sebep olabilir.

    Deneyimli ellerde sinir ve kalsiyum bezi komplikasyonları çok nadir olduğundan, orta hat diseksiyonunun yapılmasında bir sakınca yoktur. Böylece olası tüm hastalıklar tamamen ortadan kaldırılmış olur ve ilerde tekrar bir diseksiyon ameliyatına gerek kalmamış olur.

    Ancak yan bounlarda herhangi bir sıçrama emaresi yoksa herhangi bir boyun diseksiyonuna gerek yoktur.

    WhatsApp chat
    Şimdi Ara!
    Yol Tarifi